Nüfus artışı, iklim değişikliği, su kirliliği, aşırı su çekimleri ve su israfı; ülkemizi her geçen gün su kıtlığı riskine daha da yaklaştırmaktadır. Bu risk, yalnızca çevresel bir sorun olmanın ötesine geçerek; üreticiler, tüketiciler ve kamu otoriteleri açısından su kaynakları üzerindeki etkilerin daha yakından sorgulanmasını zorunlu kılmaktadır. Bu doğrultuda, suyun sürdürülebilir kullanımının sağlanması amacıyla yayımlanan Su Verimliliği Yönetmeliği, su verimliliğini artık bir tercih olmaktan çıkararak yasal bir yükümlülük hâline getirmiştir.
Sinerji Çevre, 2011 yılından bu yana sürdürülebilirlik alanında edindiği güçlü deneyimle, bu dönüşüm sürecinde işletmelerin güvenilir çözüm ortağı olmaktadır. Su Verimliliği Yönetmeliği kapsamında sunduğumuz danışmanlık hizmetleri ile; endüstriyel işletmelerin ve sanayi bölgelerinin mevcut durumunu analiz ediyor, hedeflerini ve yol haritalarını belirliyor ve su verimliliği belgelerinin temin edilmesini uçtan uca yönetiyoruz.
Bu hizmetimiz sayesinde:
Mevcut Su Kullanımının Net Bir Şekilde Ortaya Koyarsınız: Proses, yardımcı prosesler ve bireysel su kullanımları dahil olmak üzere tüm su tüketim noktalarınızı analiz eder, suyunuzu nerede ve ne kadar kullandığınızı ölçülebilir hale getirirsiniz.
Su Verimliliği Hedeflerinizi ve Planlamalarınızı Belirlersiniz: Gereksiz su kullanımı, su kayıpları, su verimliliğini etkileyen yanlış uygulamalar ile proses kaynaklı su kayıplarını önleyecek hedeflerinizi ve bu hedeflere yönelik gelecek planlarınızı belirlersiniz.
Belgelendirme ve Başvuru Süreçlerini Güvenle Yönetirsiniz: Su verimliliği belgesi için yapılması gereken başvuru sürecinde mevzuata hâkim uzman desteğimizle gerekli tüm adımları tamamlayarak belgelendirme sürecinizi güvenle sonuçlandırırsınız.
Su Verimliliği Yönetmeli Kapsamındaki Yükümlülükleri Karşılarsınız: Yönetmelikler kapsamında getirilen bildirim, belgelendirme ve izleme yükümlülüklerine uyumunuzu sağlayarak yasal riskleri ortadan kaldırırsınız.
Sinerji Çevre olarak her projede; uluslararası standartlara, güncel metodolojilere ve mevzuatın tüm gereklerine eksiksiz uyum sağlıyor, işletmenize özgü yaşayan ve sürdürülebilir bir su verimliliği sistemi kurmayı hedefliyoruz.
On yılı aşkın süredir oluşturduğumuz güçlü referanslarımız ve memnun müşteri portföyümüzle, sürdürülebilirlik alanındaki konumumuzu her geçen gün daha da pekiştiriyoruz. Her projede, işletmenizin mevcut yapısını dikkate alan, uygulanabilir ve uzun vadeli çözümler sunuyoruz.
Su verimliliği hedeflerinizi güçlendirmek ve “Gelişen Çevrede Kalıcı Çözümler” vizyonumuzla sürdürülebilir bir geleceğe sağlam adımlarla ilerlemek için Sinerji Çevre ile iletişime geçin. İşletmenizin çevresel performansını birlikte bir üst seviyeye taşıyalım.
Okumaya devam et
Gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalar ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) olarak tanımlanmaktadır.
İşletmeler, herhangi bir projeye başlamadan önce ya da mevcut işletmelerinde kapasite artışı tasarladıklarında mevcut ÇED Yönetmeliğinin EK-1 listesinde yeralan işletmeler için yetkilendirilmiş bir kuruluşa ÇED Raporu Yönetmeliği EK-2 listesinde yer alan işletmeler ise Proje Tanıtım Dosyası hazırlatmakla yükümlüdürler. Ek-1 ve Ek-2 listesinde yer almayan faaliyetler için de ÇED Kapsam Dışı görüşü alınması gerekmektedir. Bu kapsamdaki taleplerinizde Sinerji Çevre Danışmanlık şirketi çözüm ortağınızdır.
Okumaya devam et
23.01.2011 tarihinde ilk kez Çevre Danışmanlık ve Yeterlilik Belgesi alan firmamız, bu zamana kadar çevre mevzuatı kapsamında birçok sanayi kuruluşuna aşağıdaki konular kapsamında hizmet vermeye devam etmektedir:
23.06.2017 tarih ve 30105 Mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kimyasalların Kaydı, Değerlendirilmesi, İzni ve Kısıtlanması Hakkında Yönetmelik, 23.12.2017 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde faaliyet gösteren ve yılda 1 tondan fazla kimyasal madde (madde: Doğal halde bulunan veya bir üretim sonucu elde edilen, içindeki, kararlılığını sağlamak üzere kullanılan katkı maddeleri ile üretim işleminden kaynaklanan safsızlıklar dâhil, fakat yine içindeki, kararlılığını ve yapısını etkilemeden uzaklaştırılabilen çözücüler hariç, kimyasal elementleri ve bunların bileşikleri şeklinde tanımlanmaktadır) üreten ya da ithal eden firmalar, yönetmelik kapsamına giren ürettikleri ya da ithal ettikleri kimyasal maddelerin kayıtlarını EÇBS üzerinde yer alan Kimyasal Kayıt Sistemi üzerinden kaydettirmelidir.
Kapsamlı ve ortak disiplinlerin bir arada çalışmasını gerektiren bu yönetmelik doğrultusunda yapılacak iş ve işlemler için bize ulaşın.
Okumaya devam et
Günümüzde sanayinin, teknolojinin ve tıbbın gelişimi ve nüfus yoğunluğunun artmasıyla beraber tüketim ihtiyaçlarımız da artmıştır. Bu ihtiyacın karşılanması için her geçen gün üretilen ürün sayısı da artmaktadır. Ürünlerin tüketiciye sağlıklı bir şekilde ulaştırılabilmesi için de hepimizin bildiği üzere çeşitli ambalajlar kullanılmaktadır. Maalesef bu ambalajların çoğu, ürünü teslim aldıktan sonra ihtiyaç duyulmamakta ve atık durumuna geçmektedir. Aynı şekilde ürünler de kullanım ömürleri tamamlandığında atık olarak tanımlanmaktadır.
Bazı atıklar değerlidir, özellikle ambalaj atıkları. Çünkü sıfırdan bir plastik ambalaj üretmek için ham petrole, kağıt ambalaj üretmek için selüloza, ahşap ambalaj üretmek için ağaca, cam ambalaj üretmek için silika kuma ihtiyaç duyulmakta iken ambalajları kendi malzemelerinin geri kazanılmasıyla tekrar üretmek ya da mevcut hallerinde temizleyerek tekrar kullanmak daha ekonomik ve pratiktir.
Günümüzde üretilerek (ya da ithal edilerek) piyasaya sürülen bazı ürünlerin (örneğin: araç, otobüs veya iş makinası lastikleri, akümülatörler, piller, bitkisel ve madeni yağlar, elektronik eşyalar ve ilaçlar) ve ambalajların çevreye zarar vermeden piyasadan toplanması, kirleten öder ilkesini temel almaktadır.
Bu kapsamda yapılacak iş ve işlemler ile ilgili 31.12.2019 tarihinde Geri Kazanım Katılım Payına İlişkin Yönetmelik, 30995 sayılı Resmi Gazete ile yayımlanarak 01.01.2020 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yönetmelik gereği yükümlülüğü bulunan firmalar her üç ayda bir, geri kazanım katılım paylarını beyan etmek ve ödemekle yükümlüdürler.
Beyan işlemleri sırasında ilgili yönetmeliğin 10. Maddesinin 1. Fıkrasında yer alan “sürekli bir çevre görevlisi istihdam eden veya çevre danışmanlık firmalarından çevre yönetim hizmeti alan veya çevre yönetim birimi kurma zorunluluğu bulunan piyasaya süren işletmeler ile ödeyecekleri geri kazanım katılım payı miktarı 150.000,00 Türk Lirası’ndan fazla olan işletmelerce bu Yönetmelik kapsamında yapılacak bildirim ve beyannamelerine esas veriler 2872 sayılı kapsamda tanımlanan Çevre Görevlisi tarafından incelenip onaylanır.” ifadeye göre her beyanını çevre görevlisi inceleyip onaylamalıdır.
Bu kapsamda firmanızın yönetmelik gereği herhangi bir yükümlülüğünün bulunup bulunmadığını, bulunması halinde gerekli iş ve işlemleri sizlerin adına yürütmekte, GEKAP envanterinizi belirlemekte, bildirim ve beyannamelerinizi inceleyip onaylayabilmekteyiz.
Okumaya devam et
Uzman kadromuz ve işbirliği yaptığımız akademisyenlerimiz ile IFC standartları kapsamında Çevresel ve Sosyal Yönetim Planları'nı kapsamlı ve kreditör kuruluş taleplerine göre oluşturmakta ve planlara ait izlemeleri gerçekleştirmekteyiz.
Konu ile ilgili detaylı bilginin uzmanlarımız tarafından verilmesi için bize ulaşın.
Okumaya devam et